Günümüzün Modası “Günü Yaşama” Tavsiyesi Üstüne

Günümüzün Modası “Günü Yaşama” Tavsiyesi Üstüne

Fotoğraf: Funda Özyıldırım

Çoğu insan “Nerede o eski günler…” diye geçmişe özlemle yaklaşıyor. Belki insanların ve genel olarak toplumların yozlaşmasından, belki modern yaşamın getirdiği sayısız stres faktöründen, belki de gelecekte şu an yaşanan felaketlerden daha fazlasının olabileceğini düşündüklerinden. Bazılarımızsa bugünlerin geçip gitmesini ve bir an önce geleceğe ulaşmayı istiyor; sırf bugün yaşanan olumsuzluklardan, mutsuzluklardan kurtulmaya olan arzumuzdan.

Öte yandan günümüzün popüler tavsiyesi, özellikle modern toplumlarda yaşamın hızı ve baskısından kaçmanın yolu olarak görülen “Gününü/an’ı yaşa!” tavsiyesi medyada, kitaplarda, filmlerde yayılıp gidiyor. Aslında ya geçmişe dönmek ya da geleceğe gitmek isterken çoğumuz, şimdiki yaşama odaklanmamız öğütleniyor. “Geçmiş ve gelecekle zamanını boşa harcama” deniyor, “Pişmanlıklarını bir kenara bırak, gelecekle ilgili de endişelenme”; geçmişe ve geleceğe yaptığımız yolculuklarımız hep bize zarar verecekmiş gibi yansıtılarak. Bu akımsa aslında şimdiki zamana odaklanmanın önemini konu alan bazı bilimsel çalışmaların çarpıtılması, yeterli çalışma olmadan sonuçlara varılması veya kafadan uydurma kişisel gelişim yaklaşımlarıyla oradan oraya savrulup kafaları karıştırıyor.

Ne geçmişe ne geleceğe odaklanmak, ne de şimdiyi yaşamak değil sorun; asıl önemlisi ne olup olmadıkları. Şimdiki zamanı/günü yaşamayla ilgili bir kaç düşüncem…

Günü veya anı yaşamak demek ne kadar sevmiyor olsak da yaptığımız işten kaçmak değil, onu yaparken ondan bir anlam çıkartmaya uğraşarak deneyimlemeye çalışmaktır. Etrafımızda olan biteni, siyaseti, insanları, felaketleri kafaya takmamak değil, aksine bunlar üstünde düşünebilmektir. Sorumluluklarımızdan sıyrılmaya çalışmak değil, onları önemli bir amaç için kullanabilmektir. Başarılara, sonuçlara ya da kazançlara körü körüne bağlanmak yerine, sürecin ve yaptığımız şeyin kendisine odaklanabilmektir. Bir işle uğraşırken kafamızdan başka bir şey geçmesini engellemek değil, onu fark edip gerekirse kullanmak veya ona odaklanmamayı seçmektir. Gün içinde basit şeyleri daha olumlu bir gözle görmeye, onların varlığına daha çok minnet duymaya başlamaktır. Yaşamı sadece anlık hazlar üstüne kurmak veya sadece bize ne iyi geliyorsa onu yapmak değil, sahip olduğumuz yaşamı en iyi şekilde yaşamak, günlük yaşantılardan anlam çıkartabilmektir.

Gerçekten şimdiki zamanı keyifle yaşayabilmek, bazen şimdiyi bırakıp eskiye veya geleceğe gidebilmeyi gerektirir. Geçmişte yaşamadan öğrenemez, geleceğe bakmadan plan yapamayız. Ne kadar çekici ve mantıklı gibi gelse de, ne kendimize ne başkalarına öğüt verirken biraz daha dikkatli olmalıyız.